reklam
AYDINDAN ÇiNEYE 
GECERKEN BUNLARI
TADINI BAKMADAN
GEÇMEGiN

Çine Dügün Tv Burada


Gelecekteki değerlerimize sahip çıkalım, futbol okulunda buluşalım.
ÇİNE MADRANSPOR FUTBOL OKULU ÜCRETSİZ KAYITLARIMIZ BAŞLAMIŞTIR!!!!!
Kayıt Yeri: Çine Belediyesi Sosyal Tesisler.

Manşet

BEN HERZAMAN DERİM BEN SINIR TANIMAM BU KADAR..Hayatınızın en mutlu günü olarak söyleyeceğiniz Düğününüzü size çok farklı kılan imkanlarıyla ayrıcalık katmanızı sağlıyoruz.Gerçek FULL HD reji sisteminde kayıt ve İnternet tv ile uzaktaki; gelemeyen dostlarınıza düğününüzü canlı canlı izletme imkanı sunuyoruz...Stüdyo Südütyo Çineli FotoAhmet

Sitemizde yer alan yazılar çeşitli kaynaklardan derlenmiş olup sadece bilgilendirme amaçlıdır. Kesinlikle ilaç olarak sunulmamaktadır. Bu bilgilerden istifade şekli kişinin kendi sorumluluğundadır. Rahatsızlığınızın tedavisi için lütfen bir doktora danışınız.

Rezenenin Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 7 Haziran 2017 Çarşamba 0 yorum
Kansızlık, sindirim güçlüğü, ishal, solunum bozuklukları, adet düzensizlikleri ve göz sağlığı, rezenenin iyi geldiği sağlık durumlarından yalnızca birkaçı. Rezene dünya çapında oldukça yaygın olarak kullanılan ve birçok üründe, örneğin diş macunu, ve aynı zamanda mutfakta da harikalar yaratan bir bitkidir.

Bahsedilen özellikleri dışında sağlığa olan faydaları saymakla bitmeyecek rezene bitkisinin iyi geldiği bazı durumlar:

Kansızlık: Demir ve histidin, rezenede bulunan amino asitler, ikisi de kansızlık tedavisinde oldukça işe yarar. Demir hemoglobinin ana içeriğidir, histidin ise hemoglobin üretimini uyardığı gibi kandaki birçok diğer önemli maddenin yapımında da rol oynar.

Hazımsızlık: Rezenenin bu rahatsızlığa olan faydası özellikle Hindistan’da oldukça yaygın bir kullanıma sahip olmasının sebeplerinden ve bu rahatsızlıkta yardımcı olması için yemeklerden sonra çiğnenmesi gerekiyor. Bu da sindirime yardımcı oluyor ve ağız kokusunu gideriyor.

Rezenenin içeriğindeki bazı yağlar sindirimsel ve gastrik suların harekete geçmesini sağlıyor ve bu da yemekteki besinlerin iyi bir şekilde sindirilmesinin kolaylaştırılmasında görev alıyor. Ayrıca rezene kabızlık gibi durumlara da iyi geliyor ve birçok bağırsak problemlerinde vücuda yardımcı oluyor. Bazik özellikleri de bu konuda etkili olmasının sebeplerinden biri.

Kalp Hastalıkları: Rezene harika bir fiber kaynağı, daha önce de bahsedildiği gibi sindirime olan yardımının yanında bu fiberler kandaki kolesterolün sağlıklı bir seviyede tutulmasına yardımcı oluyor. Bu da demek oluyor ki “kötü” kolesterolü engelliyor ki “kötü” kolesterol birçok damar tıkanıklığına, kalp rahatsızlıklarına ve hatta kalp krizi ve felce sebep olabiliyor.

Kanser: Bitkinin çiğ halinin kansere etkisi daha önce araştırılmamış fakat rezenenin özünün kanser konusunda güçlü bir yardımcı olduğu görülmüş. Görünüşe göre bitkinin özü yalnızca tümörlerin büyümesine engel olmakla kalmıyor, aynı zamanda kanser tedavisi süresince radyasyonun kötü etkilerinden korunma da sağlıyor, bu özelliklerin de içeriğindeki flavonoid, alkaloid ve fenollerle alakalı olduğu düşünülüyor. Rezene tohumunun birçok meme kanserinde ve karaciğer rahatsızlıklarında etkili olduğu görüşmüş.

Kan Basıncı: Rezene oldukça zengin bir potasyum deposuna sahip, ki potasyum da vücuttaki önemli olaylarda büyük role sahip olan bir besin. Potasyumun önemli özelliklerinden biri damar genişletici etkisi bu da kan damarlarındaki gerilimi ve stresi azaltıp, kan basıncını düşürmede yardımcı olduğu anlamına geliyor. Yüksek kan basıncı birçok hastalıkla alakalı olduğundan, ki bunlar arasında kalp krizleri, felçler ve damar tıkanıklıkları da bulunuyor, kan basıncını düşürme özelliği rezeneyi daha değerli bir bitki haline getiriyor. Aynı zamanda diyabet hastaları için insülin ve glükoz değerlerinin düzenlenmesi yüksek kan basıncı söz konusu olduğunda oldukça zorlaşabilir, hatta ve hatta çok kötü rahatsızlıklara bile sebep olabilir. Birkaç yaprak rezene sayesinde vücudunuz potasyumla dolabilir ve bütün yararları da onunla birlikte vücudunuza girmiş olur.

İshal: Rezene ishali tedavi etme konusunda oldukça başarılıdır özellikle de ishal bakteriyel bir enfeksiyondan kaynaklanıyor ise, çünkü rezenenin içerisindeki bazı maddeler dezenfektan ve antibakteriyel özelliklere de sahip. Bazı amino asitler, örneğin histidin, sindirim sisteminde yardımcı olarak yiyeceklerin daha iyi sindirilmesini sağlayabilir bu da ishal ya da kabızlık gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarından kurtulmanıza yardımcı olur. Rezene birçok kültürde ishali gidermek için doğal bir yol olarak kullanılmaktadır.
Devamını Oku...

Rokanın Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Rokanın sağlığa faydaları arasında kanser riskini azaltması, sağlıklı kemiklere sahip olmanıza yardımcı olması ve görme yetinizi iyileştirmesi gibi özellikleri mevcut. İçerisindeki antioksidanlar sayesinde sağlıklı bir cilt için de oldukça etkili. Aynı zamanda beyni güçlendirip, metabolik fonksiyonları geliştiriyor, mineral emilimini artırıyor ve bağışıklık sisteminizi de güçlendiriyor. Aynı zamanda roka kilo kontrolünde de oldukça yardımcı bir bitki

Antioksidan Özellikleri: Arugula harika bir antioksidan kaynağı ve kişinin ORAC değerlerini yükseltiyor bu da vücudunuzdaki antioksidan oranlarının artması anlamına geliyor ve bu sayede de vücudunuz güçleniyor. Antioksidanlar hücre içerisindeki enzimatik reaksiyonların düzenlenmesi konusunda oldukça yardımcı ve aynı zamanda vücudunuza saldırılarda bulunan özgür radikalleri bulmaları ve bunları yok etmeleri gibi faydaları da mevcut. Rokayı seçtiğiniz için bağışıklık sisteminiz de size minnettar kalır çünkü antioksidanlar soğuk algınlığı, kanser, kalp hastalıkları ve erken yaşlanma gibi birçok hastalığın önüne geçmede bağışıklık sisteminize yardımcı olan bir bitkidir.

Sağlıklı Bir Vücut: A vitamini yukarıda bahsi geçen antioksidanlardan biridir ve rokanın içinde bulunması göz, diş, ve kemik sağlığınız açısından harika bir etki yaratacaktır. Roka gibi bütün bitkilerde bulunan flavonoid yapısı sayesinde bu bitkilerin cilt, akciğer ve diğer birçok tipte kansere karşı koruyucu etkileri olduğu görülmüştür.

Beyni ve Kemikleri Güçlendirme: Rokanın bir diğer özelliği ise içerisindeki K vitaminidir. Bu oldukça etkili olan antioksidanın aynı zamanda iltihap karşıtı bir özelliği mevcuttur ve vücudunuzu da güçlendirmede yardımcı olur. Aynı zamanda K vitamini kemik erimesine karşı özelliklere sahiptir ve kemiklerinizin daha güçlü ve sağlam olmalarını sağlar. Alzheimer hastalığındaki gibi nöral yolların belirli bir hızda yok olması gibi durumlar da kişinin günlük K vitamini alımını artırarak yavaşlatılabilen bir süreçtir. İçerisinde bol miktarda K vitamini bulunduğu için de rokanın az miktarda tüketilmesi bile bu çeşit hastalıkların süreçlerinin yavaşlatılması için oldukça önemlidir.

Rokanın içerisindeki düşük oksalat seviyesi (sisteminize daha fazla mineralin girmesine izin verir) ve içerisindeki birçok farklı ve güçlü mineralin varlığı bu bitkiyi sağlıklı kemikler için oldukça tercih edilebilir kılıyor. Kemik erimesi gibi hastalıkları olanlar hastalıkta gerilemenin farkına varabilir ve aynı zamanda roka bir engelleyici etken olarak da kullanılabilir, yaşlanmanın getirdiği kemik sağlığındaki düşüşler bu bitki sayesinde engellenebilir.

Sağlıklı Bir Bağışıklık Sistemi: C vitamini vücudunuzdaki tehlikeli özgür radikalleri bulup bunları vücudunuzda önemli bir hasara sebep olmadan önce ortadan kaldıran bir savunma mekanizmasının önemli bir parçasıdır. Bu iyi bilinen vitamin rokanın içerisinde bol miktarda bulunur, kanseri önler ve bağışıklık sisteminizi güçlendirerek vücudunuzu sağlıklı bir yolda tutar.

Rokanın içerisindeki birçok vitamin ve mineral sağlıklı bir bağışıklık sistemine sahip olmanız için gereklidir ve birçok faydaları vardır. Rokanın içerisindeki bakır sayesinde vücut daha fazla beyaz kan hücresi üretmek için uyarılır ve bu bitkinin bağışıklık sisteminizi güçlendirme, sağlamlaştırma ve fonksiyonelliğini artırma için farklı birçok özelliği daha mevcuttur.
Devamını Oku...

Soğanın Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Soğan birçok hastalığa iyi gelmektedir bunlar arasında soğuk algınlığı, astım, bakteriyel enfeksiyonlar, solunum problemleri ve öksürük gibi problemler de bulunmaktadır. Aynı zamanda soğanın sivrisinekleri uzak tuttuğu da yine halk arasında bilinmektedir. Bütün yararlarının ışığında soğanın, doğanın insana bir hediyesi olduğunu inkar etmemek lazım, her ne kadar zaman zaman ağlatıyor olsa da 🙂

Ağız Sağlığı: Soğanın diş çürüklerini ve ağız enfeksiyonlarını engellediğini birçok insan bilir. 2 ya da 3 dakika kadar çiğ soğan çiğnemek ağzınızdaki bakterileri öldürür ve ağzınızın enfeksiyon kapmasını engeller.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Soğanın içerisinde bulunan hatırı sayılır miktardaki fitokimyasallar vücuttaki C vitaminini uyarıcı bir etkiye sahiptir. C vitaminin etkisi ise bağışıklık sisteminizi güçlendirir, bunun yolu ise yine soğan yemekten geçer, vücudunuzu hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korumak için harika bir silahtır soğan.

Kalp Hastalıklarının Tedavisinde Kullanılır:Soğan pıhtılaşma önleyici aynı zamanda kanı inceltici etkilere de sahiptir bu sayede de kardiyak sisteminizi stresten uzak tutar ve kalp krizlerine ve felçlere sebep olan pıhtılaşmaların önüne de geçmiş olur.

Diyabeti Kontrol Eder: Soğanın içerisinde kromyum bulunmaktadır ki bu da normal şartlar altında yiyeceklerde bulunması oldukça zor olan bir mineraldir. Kromyum kan şekeri seviyelerini düzenleme konusunda oldukça etkilidir ve kaslara ve vücuda glükozun salınımının yavaş ve dengeli bir şekilde ilerlemesini sağlar. Bu özellikleri sayesinde de soğan kan şekerini dengelemek konusunda oldukça yardımcı bir yiyecektir, ki kan şekerini dengelemek diyabet hastaları için oldukça önemlidir.

Kanser Önleyici: Soğanın içerisinde kanserin oluşumunu ve gelişimini başarılı bir şekilde engelleyen aktif maddeler bulunmaktadır. Küersetin oldukça kuvvetli bir antioksidandır ve kanserin azaltılmasını sağlayan ve yayılmasını önleyen etkileri de mevcuttur, soğanın içerisinde ise hatırı sayılır miktarda küersetin bulunmaktadır! Aynı zaman C vitamini de oldukça güçlü bir antioksidandır, antioksidanlar vücudumuzdaki özgür radikalleri bulur ve yok ederler. Özgür radikaller vücut metabolizmasından dolayı oluşan ve hücrelerin mutasyona uğramasına ve kansere sebep olan zararlı oluşumlardır. İçeriğindeki yüksek antioksidan seviyesi sayesinde soğanın kansere karşı etkisi de bulunmaktadır.

Öksürük Tedavisi: Eşit miktarda soğan suyu ve bal tüketmek boğaz ağrılarına iyi gelir ve öksürük gibi semptomları da ortadan kaldırır.

Anemi Tedavisi: Anemi gibi bir hastalığı bile soğan tüketerek ortadan kaldırabilirsiniz çünkü içerisinde özellikle demir olmak üzere kırmızı kan hücrelerinin üretimine katkıda bulunan oldukça kuvvetli mineraller bulundurmaktadır. Bu yüzden anemi aynı zamanda demir eksikliği olarak da bilinmektedir, bu durumun önüne geçmek de sağlıklı miktarda soğan tüketmekle mümkündür.

Mide Ağrılarına Son Verir: Soğanın içerisinde mide bulantısının ve diğer gastrik sendromların önüne geçmesini sağlayan iltihap karşıtı ve antibakteriyel özellikleri olan birçok içerik mevcuttur. Bunların başında ise soğanda bol miktarda bulunan saponin bulunmaktadır. Sopaninin mide rahatsızlıklarının devamını engelleyen ve daha fonksiyonel bir sindirim sistemine sahip olmanızı sağlayan özellikleri mevcuttur.
Devamını Oku...

Chia Tohumu Nasıl Tüketilir ?

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Chia tohumu, yüksek enerji kaynağı olduğu için bir çok farklı yöntem ile tüketilebilir. Sağlıksal faydaları, enerji kaynağı olması, lifli yapısı ve içerdiği etken maddelerin faydalarından yararlanmak için chia tohumu çeşitli yöntemler ile kullanıldığı gibi yemeklere tat vermesi amacıyla da kullanılmaktadır.

Chia tohumu kullanım amacına göre şu yöntemler ile tüketilebilir:

1 ) Sağlıklı bir şekilde kilo vermek, kilonuzu korumak veya yağsız kas kütlesi oluşumu için gerekli olan beslenmeyi sağlayarak kasların büyümesini sağlamak için kullanacağınız chia tohumu üç farklı yöntem tercih edebilirsiniz. Bu yöntemler;

Chia tohumlarını yoğurdun için ekleyerek tüketebilirsiniz. Bir kase yoğurdun içine 1 yemek kaşığı chia tohumu ekleyerek karıştırıp yemek ile birlikte veya sade şekilde tüketebilirsiniz.
Bir tatlı kaşığı chia tohumunu 1 su bardağı ılık su içine koyup 3 dakika kadar bekletin. 3 dakika dolduğunda suyu olduğu gibi içebilir veya tohumların suyu emmesine izin vermeden süzerek tohumları yiyebilirsiniz. Tohumlar üzerindeki acımsı tadı ortadan kaldırmış olursunuz.
Chia tohumlarını öğüterek toz haline getirip diyet yemeklerinin ve salatanın içine karıştırarak yiyebilirsiniz. Bu sayede uzun süre açlık hissi yaşamayacak ve sağlıklı bir şekilde kilo verebilirsiniz.
2 ) Kilo verme dışında antioksidan özelliklerinden faydalanmak istiyorsanız chia tohumlarını öğüterek veya çekirdekler halinde hamur işleri içinde kullanabilirsiniz. Chia tohumları ısı ile etkileşerek antioksidan etken maddelerinin etki oranını artırdığı için hamur işlerinde kullanmanız daha faydalı olur. Toz haline getirerek kullanabileceğiniz chia tohumu poğaça yüzeylerine serpilerek veya kurabiyelerin üzerine serpiştirilerek yenilebilir.

3 ) Lifli yapısından faydalanmak ve sindirim sisteminizin sağlığını korumak için su içerisine koyacağınız chia tohumlarını 10 dakika kadar bekletin. İyice şişen chia tohumları çekirdek boyutuna geldiğinde süzerek sade halde yiyebilir veya 1 yemek kaşığı bal içinde ezdikten sonra da tüketebilirsiniz.

4 ) Chia tohumunun kalsiyum mineralinden faydalanmak istiyorsanız chia tohumunu toz haline getirip bir su bardağı süt içine ekleyin. Süt içine bir tatlı kaşığı bal ekleyerek karıştırın ve karışım kıvamına geldiğinde için.

5 ) Chia çekirdekleri suda bekletilerek ezildiğinde jel kıvamına gelir. Jel kıvamına gelen chia çekirdeklerini yoğurt ve mayonez ile karıştırıp ekmeğe sürerek de yiyebilirsiniz. Jel kıvamında olması su oranının fazla olmasını ve fosfor içeriğinin kolay bir şekilde doğal yolla alınmasını sağlar.

6 ) Çok fazla enerji içermesinden dolayı sabahları enerjik bir başlangıç yapmak isterseniz bir bardak ılık su içine 1 tatlı kaşığı chia tohumu, yarım tane limonun suyunu, 1 tatlı kaşığı bal ekleyerek karıştırıp için. Bu karışım doğal bir detoks etkisi yarattığı gibi güne enerjik başlamanızı da sağlayacaktır.

7 ) Akşam yemeği hazırlığında toz haline getirdiğiniz chia tohumlarını yemek içerisine serpiştirebilir, çekirdek halindeki tohumları tencere içinde kavurarak yemeğe tat vermesi açısından da kullanabilirsiniz. Kavrulmuş olan chia çekirdekleri doymuş yağ asidi açısından çok faydalı olur.

8 ) Evde yapacağınız tatlıların içine toz halinde chia tohumu ekleyerek hem tatlılarınıza farklı bir tat vermiş olursunuz hem de almanız gereken doğal şekeri bu yolla almış olursunuz. Kan şekeri düzenleyici etkisi bulunan chia tohumu tatlılara ekşimsi bir tat vermektedir.

9 ) Chia tohumunu toz haline getirerek evde yapacağınız çorbaların içine ekleyebilirsiniz. Çorbalar ile tüketirken biraz limon veya limon tuzu kullanmanız tadını dengelemenize yardımcı olur.

10 ) Omlet yaparken chia tohumunu omlet için eklemeniz omletin lezzetini artıracaktır. Ayrıca omlet içinde kullanacağınız chia tohumu kalsiyum ihtiyacınızın fazlasıyla karşılanmasını sağlayacaktır.
Devamını Oku...

Yulaf Samanının Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Yulaf Samanının Faydaları
Yulaf samanı, protein, saponin, flavonoid, alkaloid, steroid yapıda olan bileşenler, B1 vitamini, B2 vitamini, D vitamini, E vitamini, karoten ve yağ içerir. Ayrıca kalsiyum, magnezyum ve demir gibi mineraller ile silikon ve potasyum gibi eser elementler içermektedir.
Yulaf tarih öncesi çağlardan bu yana insanlar ve hayvanlar için başlıca gıda kaynağıdır. Hayvanlar için bir gıda olarak tanınmasına karşılık bir takım insan hastalığı, kırgınlığı ve rahatsızlığı tedavisinde de kullanılmaktadır.
Kolesterolü, kuvvet ve direnci artırarak doğal bir şekilde düşürdüğü öne sürülmektedir.
Yulaf samanı tohumu, spazmı önleyici, kardia, idrar söktürücü, cilt yumuşatıcı, yatıştırıcı ve uyarıcı özellikler taşımaktadır.
Yulaf samanı, çok sayıda sinirsel durumun tedavisinde tavsiye edilmektedir. Ayrıca nörolojik ağrılarla ilgili yorgunluk, uykusuzluğun bitkisel tedavisi veya doku sertleşmesine yardımcı olmaktadır.
Yulaf samanı, obezite, varisli damar, sindirim yolları ile ilgili tahriş gibi problemler ile mücadelede yardımcı olur.
Araştırmalar yulaf samanının tümör önleyici bileşenler içerdiğini ortaya koymuştur. Genel olarak kansere iyi gelmesinin yanında bağırsaklarda kanser oluşum riskini düşürür.
Yulaf samanı vücuttaki kan şekeri seviyesini düşürür ve şeker hastalığı tedavisinde yardımcı olur.
Yulaf samanı; buğday, arpa ve çavdar gibi diğer tahılların içerdiği gibi glüten içermez.
Yan Etkisi

Bilinen bir yan etkisi yoktur. Ancak yulafa karşı bir alerji mevcut ise yulaf samanı içeren herhangi bir üründen uzak durmanız iyi bir fikir olabilir.
Devamını Oku...

Safranın Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Safranın Faydaları
Bağışıklık Sistemi Sağlığı: İnsanlar genelde baharatları yemeklerini lezzetlendirmek dışında pek dikkate almıyor olsa da, baharatların da içerisinde yüksek derecede besin ve vitamin C gibi önemli içerikler mevcut. Askorbik asit insan sağlığı için çok önemli bir içerik, çünkü bağışıklık sistemini tetikliyor ve beyaz kan hücrelerinin üretimini artırıyor, hastalığa karşı vücudun ilk savunma mekanizmasını oluşturuyor ve ayrıca hücresel ve dokusal boyutta oldukça önemli olan kolajenin yapısında da yine kullanılan bir içerik. Ayrıca yaraların iyileşmesi, kasların gelişmesi, kan damarlarının tamiri ve doku üretiminde de oldukça etkili.

Dolaşım Sistemi: Safran enerji verici bir besin olarak da kullanılabilir ve kan dolaşımınızı artırarak metabolizma hızınızı yukarı çekebilir. Safranın içerisindeki yüksek demir miktarı kırmızı kan hücrelerinizin artması anlamına gelir, bu da kan dolaşımını uyarır ve vücudunuzdaki organlara ve uç noktalara oksijenin daha kolay iletilmesi anlamına gelir. Bu durum da dokularımızın ve organlarımızın fonksiyon kalitesini, metabolizma aktivitesini artırır ve kansızlığın sebep olduğu semptomları önler.

Kan Basıncı ve Kalp Sağlığı: Kalp sağlığının olabildiğince iyi olması günümüzde de oldukça önemli bir yere sahip, ve bunu yapmanın en basit yollarından biri de günlük potasyum alımını artırmanız. Potasyum bir damar genişletici olarak görev görür ve kan damarlarınızdaki ve damar sisteminizdeki stresi ortadan kaldırarak kan basıncın düşmesini sağlar bu da kardiyovasküler sisteminizin rahatlaması anlamına gelir. Bu sayede de damar tıkanıklığı, kalp krizleri ve felç gibi tehlikeli durumlardan uzak durabilirsiniz.

Diyabet: Doğru miktarda manganez kan şekeri seviyesinin optimal bir düzeyde kalmasını sağlayabilir. Diyabet günümüzde oldukça tehlikeli ve yaygın bir sağlık problemi, dünya çapında miltonlarca insanı pençesine almış durumda. Kan şekerimizi, kanımızdaki insülin ve glükoz seviyelerini kontrol ederek tip iki diyabetten uzak durabilir ve bu hastalığın getirdiği semptomlardan da kurtulabiliriz.

Mod ve Kaygı: Safranın hafif depresyon üzerinde pozitif bir etkisi olduğu bilinir ve düzenli olarak tüketen kişilerin ruh halinde pozitif bir değişiklik olduğu gözlemlenebilir. Safranın içeriğindeki birçok maddenin iç salgı bezleri üzerinde etkisi vardır ve bizi sağlıklı ve mutlu tutan hormonların salgılanmasını uyarabilir. Kadınlar için aynı etkinin afrodizyaklar tarafından elde edildiği de görüşmüş. Birçok organizasyon tarafından yapılan birçok araştırma sonucunda safranın doğal bir antidepresan olduğuna karar kılınmış.

Kemik Sağlığı: Safranın içeriğindeki bazı maddeler besin alımını artırır bu besinlerden önemli bir tanesi de kalsiyumdur. Vücudumuzun yiyeceklerden emebileceği kalsiyum miktarını yükselterek, kemiklerimizdeki mineral yoğunluğunu artırabilir ve kemik erimesi ya da yaşlılığın getirdiği diğer kemik problemlerinden uzak durabiliriz.

Sinir Fonksiyonu: B vitamini insan sağlığı için oldukça önemli bir vitamindir ve sinir sistemi üzerinde de oldukça önemli etkileri mevcuttur. Daha spesifik olmak istersek safranda bulunan B6 vitamini sayesinde sinir sisteminin sorunsuz çalışmasını sağlayabilir, sinir sistemindeki problemlerden kaynaklanan birçok tehlikeli ve ölümcül hastalıktan uzak durabiliriz.
Devamını Oku...

Sarı Kantaronun Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Sarı kantaronun, depresyonu azaltma, ruh halindeki değişikliklere iyi gelme, kaygıyı azaltma, adet dönemi öncesi semptomları kolaylaştırma, bağımlılık belirtilerini hafifletme, hormonal aktiviteyi düzenleme, kanseri önleme viral enfeksiyonlara karşı etkili olma, iltihaplanmayı azaltma, sinir sistemini rahatlatma gibi etkileri mevcuttur.

Sarı Kantaronun Diğer Faydaları
Antidepresan Özellikleri: Muhtemelen sarı kantaronun en iyi bilinen etkilerinden biri antidepresan özelliğidir. Birçok jenerasyon boyunca depresyon belirtilerini hafifletmek için kullanılmıştır ve şimdi de psikiyatristlerin ve doktorların sık sık başvurduğu bir çözüm halindedir. Sarı kantaronun içerisinde serotonin dopamin, nörepinefrin gibi nörotransmitterların salımını uyaran ve etkisinin geçmesini engelleyen bazı antidepresan kimyasallar bulunur bu sayede de vücuda ekstra enerji ve mutluluk verilmiş olur, depresyon belirtileri ise ortadan kaybolur.

Diğer Mental Etkileri: Depresyon üzerinde olan etkileri en bilinen etkisi olsa da, kaygı ve ruh halindeki değişikliklere  de iyi gelen özellikleri mevcuttur sarı kantaronun. Vücuttaki hormon dengesini düzenlemeye yardımcı olarak, sarı kantaron vücudu ve iç dengeyi düzene sokar, uykusuzluğa yardımcı olur ve kronik halsizliğin çaresi de yine sarı kantarondadır. Vücuttaki kronik stres hormonlarını azaltarak genel olarak sağlığa ve bilince faydalı olurlar ve organ sistemlerinin üzerindeki stresi de kaldırarak daha iyi çalışmalarına yardımcı olur.

Menopozal Ruh Hali Değişiklikleri: Kadın cinsel sağlığı konusunda ruh hali değişiklikleri açısından zorlayıcı olabilecek iki dönem vardır; adet öncesi dönem ve menopoz dönemi. Sarı kantaron kadınların bu iki dönemi süresince de kullanımı oldukça fazla önerilen bir bitkidir, çünkü etkileri arasında menopoz dönemindeki kaygı ve ruh hali değişiklerinin azaltılmasını sağlamak da vardır içerdiği kimyasallar sayesinde, aynı zamanda adet öncesi dönemdeki depresyon ve krampları da azaltma gibi özellikleri mevcuttur.

Bağımlılık: Her ne kadar bu etkisi üzerindeki araştırmalar hala devam ediyor olsa da, yapılan bazı çalımalar sarı kantaronun yokluk sendromuna iyi geldiği ve sigara, alkol ya da diğer bağımlılık yapan maddelerin bırakımında oldukça yardımcı bir bitki olduğunu göstermiştir. Bu etkisi de oldukça önemlidir çünkü bağımlılığı yok edecek ve yokluk sendromunu azaltacak materyaller şu an bilimde mevcut değildir.

Antiviral Etkileri: Yapılan yeni araştırmalar sarı kantaronun antiviral özellikleri olduğunu ortaya çıkardı, bunların arasında AIDS hastalığının önlenmesi ve azaltılması, hepatitin önlenmesi ve azaltılması gibi birçok ciddi viral durumlara olan etkisi de mevcut. Bu konudaki tek problem böyle bir etkinin oluşumu için oldukça yüksek dozlarda sarı kantaron alımı gerekir ki bu da muhtemelen istenmeyen yan etkilere sebep olacaktır. Bu konudaki dengenin sağlanması için araştırmalar hala devam ediyor.

Hormonal Denge: Daha önce de açıklandığı gibi sarı kantaronun antidepresan özellikleri mevcuttur ve bunun yanında içerisindeki aktif maddeler vücuttaki hormonal düzenlenme üzerinde de oldukça etkilidir. Hipotroid, tiroid bozukluklarının en yaygın olanlarından biridir ve sarı kantaron bu rahatsızlık üzerinde azaltıcı bir etki gösterir çünkü tiroid bezinin normal seviyede hormon salgılamasına yardımcı olur.
Devamını Oku...

Keten Tohumu Zayıflamak İçin Nasıl Kullanılır ?

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Keten tohumu bir çok hastalığın tedavisinde kullanılan bir bitkisel şifa kaynağıdır. Özellikle beyin sağlığı ve hafıza için içerdiği omega 3 ve omega 6 ile hayvanlarda bulunan omega kaynağı yerine kullanılabilir. Ayrıca hayvansal yağlarda bulunan yağ asitlerini barındıran keten tohumu yüksek enerji kaynağı olması ile zayıflamak isteyenlerin kullandığı bir besindir. Zengin içeriği bulunan keten tohumu tüketildiğinde bağırsaklarda emilim sırasında yağ asitlerinin emilimi ile vücudunuzun ihtiyaç duyacağı enerjiyi karşılar. Uzun süreli emilimlerde açlık hissi oluşturmayı kendinizi tok hissetmenizi sağlayan keten tohumu diyetisyenler, doktorlar tarafından diyet yapan ve kilosuna dikkat edenlere önerilen bir besindir. Peki keten tohumu nasıl tüketilirse daha etkili olur ?

Keten tohumu nasıl tüketilir ?
Keten tohumu aktarlarda tohum halinde ve toz halinde bulunur. Toz haline getirilen keten tohumu bünyesinde bulundurduğu yağ asitlerinin bir kısmını kaybeder. Bu nedenle uzmanlar keten tohumunun tohum şeklinde tüketilmesinin daha verimli olduğunu belirtirler. Keten tohumu çok farklı şekilde tüketilir ve yöntemlerin her birinde faydası değişkenlik gösterir. Bu nedenle ihtiyaç duyduğunuz fayda için yöntem tercih etmelisiniz.

1 ) Toz halindeki keten tohumu spor yapacak olan kişilere enerji vermesi ve kasların yakılmasının önlenmesi için sade şekilde tüketilebilir. Sade halde toz keten tohumu tatlı kaşığı ile 2 tatlı kaşığı yenilip arkasına su içilmelidir. Böylece mide de hemen etkileşime geçerek sindirim sistemine giden keten tohumu kısa süre de enerji sağlayarak spor esnasında uzun süreli spor yapmanızı veya yürüyüşlerinizde daha fazla kalori harcamanızı sağlar.

2 ) Zayıflamak için spor yapan ve diyetle sporunu destekleyen kişiler akşam sporundan sonra gece yatarken kalori yakmaya devam ederler. Gece metabolizmalarının çalışması sonucunda yakılan kaloriler alınmaz ise sabahları aşil tendonu kısmı, kalça bağ kısımlarında şiddetli ağrılar oluşur Bu ağrıların önüne geçmek ve sağlıklı zayıflamak için yatmadan önce 1-2 kaşık keten tohumu yenilmeli ve üzerine su içilmelidir.

3 ) Keten tohumunun yağ yakımını hızlandırması için spordan önce kaynatılarak içilmesi de kimyasal yağ yakıcıların gösterdiği etkiye benzer bir etki gösterir. Spordan yarım saat kadar önce bir cezve içine 3 kaşık toz haldeki keten tohumu eklenip bir su bardağı su eklenerek 5 dakika kadar kaynatılır. Kaynama işleminden sonra içine isteğe bağlı 1 çay kaşığı bal eklenir ve içilir. Bu karışım 20 dakika içinde etkisini göstermeye başlayacaktır.

4 ) Yemeklerde keten tohumunu salatanın içine tohum halinde serpiştirebilirsiniz. Salatanın yerine yoğurt yemeyi tercih ediyorsanız bir yemek kaşığı keten tohumunu bir kase yoğurt ile karıştırarak yemeğin yanında yiyebilirsiniz. Bu şekilde tüketimi kalsiyum açısından zengin olan yoğurt ve keten tohumunun ihtiyacınız olan kalsiyum miktarından daha fazla kalsiyum almasını sağlar.

5 ) Kilolu biriyseniz ve kolesterol sorununuz varsa keten tohumunu sadece tok tutması için yemek istiyorsanız hafif ateşte 3 dakika kadar kavurarak yiyebilirsiniz. Kavrulan keten tohumu yağ asitlerinin bir kısmını bırakacağı için yağ oranı daha az olacaktır. Bu şekilde tüketmeniz halinde daha az yağ alacak ve kolesterol sorununuz giderilene kadar zayıflamanıza yardımcı olacaktır.

6 ) Keten tohumunu sade bir şekilde de tüketebilirsiniz. Sade olarak tüketecekseniz ağzınıza attığınız tohum taneciklerini iyice çiğnemeniz gereklidir. Ağızda başlayan mekanik sindirim keten tohumunun içeriğinin kısa zamanda emilerek vücudumuza girmesini sağlar.

7 ) Çocuklarınıza keten tohumu yedirmek için farklı yollar deneyebilirsiniz. Toz halindeki keten tohumunu bisküvi, kek gibi yiyeceklerin içine katarak habersiz bir şekilde çocuklarınıza yedirebilirsiniz.
Devamını Oku...

Lavantanın Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Latince’de yıkamak anlamına gelen lavanta, hoş kokusu ile meşhur olmuş bir çiçek olarak bilinse de, aslında insan sağlığı açısından faydaları ile de tanınması gereken bitkiler arasında yer almaktadır. Özellikle sindirim sistemi üzerindeki etkileri çok fazla olan lavantanın, parfüm piyasası için de büyük bir ham madde olduğu bilinir.

Lavantanın Faydaları Nelerdir?
Sinir Sistemi İçin Faydası: Sinir sistemi üzerinde hem kokusu hem de yapısı ile sakinleştirici bir etki sağlayan lavantanın, ruhu yatıştırıcı özelliği de bulunmaktadır. Bu nedenle yoğun ve gergin geçen bir gün sonunda, lavanta kokusu ile ferahlamak iyi gelecektir.

Dezenfekte Olarak Faydası: Lavanta çiçeği, çok eski yıllardan beri hem tıp hem de temizlik sektörü içerisinde dezenfekte olarak da kullanılmıştır. Bugün birçok temizlik malzemesi içerisinde kullanılan lavanta, aynı zamanda yaraların dezenfekte edilmesi ve iltihaplardan korunması için de tercih edilmektedir. Hatta birçok merhem ve krem içerisinde lavanta kullanılır.

Antioksidan Olarak Faydası: A ve C vitamini açısından zengin bir yapısı olduğu için lavanta aynı zamanda iyi bir antioksidandır. Vücuttaki toksinlerden kurtulmak için hem lavanta bitkisi hem de lavanta yağı kullanılabilir.

Cilt Sağlığı İçin Faydası: Lavanta cildi temizleme ve sıkılaştırma konusunda çok etkili bir fayda gösterir. Özellikle sivilcelerin iyileştirilmesi ve oluşan sivilce izlerinin giderilmesinde hem lavanta bitkisi hem de lavanta yağı faydalı olacaktır. Egzama gibi cilt sorunlarının tedavisinde dahi kullanılan lavanta, cilt kırışıklıklarını geciktirmek için de kullanılabilen bir içeriğe sahiptir. Cilt bakım malzemelerinde sıklıkla lavanta ve lavanta yağı kullanılır.

Saç Sağlığı İçin Faydası: Saç dökülmelerini azaltmak, saç derisini güçlendirmek ve saçlara parlaklık vermek için de lavantadan faydalanmak mümkündür.

Uyku İçin Faydası: Uyku problemi yaşayanlar için lavantanın kokusu en doğal uyku ilacı etkisi sağlar. Yatmadan önce bir su içerisine lavanta koymak ve kokusunu tüm odaya yaymak büyük etki gösterir.

Baş Ağrısı İçin Faydası: Lavanta kokusu ve lavanta çayı, migren ve baş ağrılarına çok etki etmekte, doğal bir ağrı kesici etkisi göstermektedir.

Sindirim Sistemi İçin Faydası: Sindirim sistemini rahatlatmak, kabızlık ve gaz problemini sonlandırmak için lavanta çok iyi gelir. Bağırsak bozuklukları için de bol miktarda lavanta çayı tüketimi önerilir.

Kanamalar İçin Faydası: Kanama oluşan bölgeye lavanta bastırmak, kanamanın hızlı bir şekilde durmasını sağlar.

Lavantanın 10 Muhteşem Faydası
Ruhu sakinleştirir ve dinlendirir.
Dezenfekte malzemesi olarak fayda sağlar.
Toksinleri temizlemede yardımcı olur.
Cildi temizler, cilt sorunlarına iyi gelir.
Saç dökülmelerini engeller ve saçı güçlendirir.
Uykusuzluk problemini giderir.
Baş ağrısını ve migreni keser.
Sindirim sistemini rahatlatır.
Kabızlığa ve gaz problemine iyi gelir.
Kanamaları durdurmak için kullanılabilir.
Lavanta Yağının Faydaları
Doğal lavanta yağı, özellikle cilt açısından faydaları ile ön plandadır. Tıp dünyasında da sıklıkla kullanılan bu yağın, yaraları iyileştirici özelliğinden sivilceleri geçirmesine, egzama gibi cilt problemlerini iyileştirmesinden kırışıklıkları azaltmasına kadar pek çok faydasını görmek mümkündür.

Lavanta Çayının Faydaları
Lavanta çayı, lavanta bitkisi ile aynı faydaları sağlamakla birlikte özellikle astım ve bronşit hastalıklarına da iyi gelmesi ile bilinir. Soğuk algınlığını geçirmek için de kış mevsimlerinde lavanta çayı tüketilebilir. Ateş düşürmek için de lavanta çayı tüketimi önerilir.

Lavantanın Zararları
Lavanta bitkisinin kanıtlanmış hiçbir zararı yoktur. Ancak kişiden kişiye değişebilecek bazı yan etkilerin meydana gelme olasılıkları mevcuttur. Bazı bireylerde deri döküntüleri, kızarıklıklar ve kaşınmalar oluşturabilir. Bununla birlikte aşırı lavanta çayı tüketimi, mide bulantısı ve mide ekşimesi de yaratabilir.
Devamını Oku...

Zencefilin Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Zencefilin Faydaları
Kemik sağlığını artırması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, iştahı artırması, çeşitli kanser türlerini önlemesi, solunum durumunu geliştirmesi, sindirime yardımcı olması, kireçlenme semptomlarını yok etmesi, aşırı gazı azaltması, cinsel ilişki gücünü artırması ve aybaşı düzensizlikleri, mide bulantısı ve grip ile ilgili ağrıları gidermesi gibi özelliklerini içeren sağlığa faydaları ile tanınmıştır.

Batı kültürlerinde daha çok tatlılar ve zencefil birası, zencefil şarabı gibi alkollü içeceklerde kullanılırken, Asya kültürlerinde doğrudan kesilerek ya da toz halinde geleneksel yemeklerde kullanılır.

Zencefil sadece esans ya da baharat olarak değil özellikle Çin, Hindistan ve Orta Doğu’da geleneksel bitkisel tedavilerde en eski tedavilerden biri olarak da bilinir. Çin’de 2.000 yıldan fazla süredir kireçlenme ve ishal tedavilerinde kullanılmaktadır.

İngiltere Kraliçesi Elizabeth I, bir zencefil hayranı olarak 16.yy’da zencefilli kurabiye adamı icat eden tek kişidir. Kurabiye adam yüksek rütbeli yabancı misafirleri temsil etmesi için yapılmıştır.

Peki böylesine şifalı bir bitki olan zencefilin faydaları nelerdir?
Kan Akışı: Zencefil içinde bulundurduğu magnezyum, çinko gibi zengin mineraller ve vitaminler sayesinde kan akışını hızlandırarak belirli bir denge içinde tutmaktadır. Kan akışı hızlandığı için aşırı terleme ve ateş gibi sorunlara iyi gelir. Vücudun sıcaklığı sabitlenir.

Mide: Zencefil, midenin bulanmasına ve istifra etmeye karşı iyi gelmektedir. Özellikle kadınların adet sancılarından ve gebeliklerinden doğan bulantılara karşı önemli bir çözümdür. Aşırı alınan alkol sonrasında ise yaşanan bulantılara da iyi gelir.

Sindirim: Zencefil mideye iyi bir etki bırakmakla beraber yediklerinizi sindirmek için de hazım sorunu yaşayan insanlar tarafından yaygın bir biçimde kullanılmaktadır. Midedeki çeşitli kanalları açarak sindirimi kolaylaştırır. Gaz çıkarma sorunlarında etkilidir. Zencefilin çay olarak kullanılması, sindirim sorunlarınızı çözecektir.

Soğuk Algınlığı: Özellikle kış aylarının en büyük hastalığı olan grip ve nezle karşısında zencefil önemli bir ilaçtır. Soğuk algınlığına karşı savaşarak vücut ısısını arttırır. Terlemenize yardımcı olarak, mikropları ve zararlı toksinleri vücudunuzdan atar.

Ağrılar: Zencefil, ağrı kesici bir ilaç olarak da görülmektedir. Özellikle kadınlarda görülen adet sancılarına büyük oranda iyi gelmektedir. Migren ağrıları karşısında etkili bir savaşçı olduğu kanıtlanmıştır. Zencefil, tablet şeklinde alındığında ağrılara karşı etkili olur.

Solunum: Zencefilin sağlık açısından kullanım alanlarından en yaygın olanı solunum yolu rahatsızlıklarıdır. Şiddetli öksürmeye iyi gelmektedir, balgam sorunu yaşayanlar için ise balgamı söküp atmaya yarar sağlamaktadır.

Kilo Vermek: Zencefilin obezite ile mücadelede kullanıldığı bilinmektedir. Sindirime olan etkisi sebebiyle yenilen gıdaların daha rahat sindirilmesi amacıyla kullanılır. Sindirimde harcanılan kalorinin yemek ile alınan kaloriden daha fazla olabilmesi için enerji yakılması gerekir, doğal olarak da zencefil bu görevi görmektedir. Zencefilin faydaları arasında en önemli detaylardan birisi budur.

Kanser: Zencefil, kolon ve yumurtalık kanserlerinin tedavilerinde kullanılır. Çeşitli üniversitelerde yapılan araştırmalara göre zencefil kanser hücrelerini öldürme ve yavaşlatma yeteneğine sahiptir. Diğer kanser türleri için ise, kanser hücrelerini öldüremese bile büyümesini engellemektedir. Tıpta yaygın olarak kullanılan bir tedavi aracı haline gelmiştir.

Zencefilin Diğer Faydaları:

Zencefilin üzerinde araştırmalar devam eden diğer sağlığa faydaları, kalp hastalıkları, kireçlenme, migren, depresyonu azaltması ve stres kaynaklı endişe bozuklukları tedavisi üzerindeki etkisidir.
Zencefil zaman zaman safra kesesi taşından mustarip olanlar için yan etkilere sahip olabilmektedir.
Devamını Oku...

Mantarın Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Mantarın bu faydalarını şu şekilde sıralayalım:
Kolestrol; Yurt dışında istridye mantarı olarak tanınan kültür mantarı ülkemizde en çok tüketilen mantar türüdür. Bu mantar içinde lovastatin etken maddesi bulunur. Lovastatin maddesi iyi huylu kolestrolün yükselmesini sağlarken kötü huylu kolestrol olan LDL nin düşmesine sebep olur. Ayrıca mantar içeriğinde yağ bulunmadığı için mantar tüketimi sonrasında kolestrol oluşması da engellenir.

Bağışıklık sistemi: Beyaz mantarların bağışıklık sistemini güçlendirdiği ABD de yapılan bilimsel çalışma ile kanıtlanmıştır. Düzenli olarak tüketilen mantar enfeksiyon oluşumunu azalttığı gibi bağışıklık sisteminin direncini artırarak riskli hastalık hücrelerinin oluşmasını da engeller. İçeriğinde bulunan antioksidanlar bir çok hastalık etkeninin etkisiz hale gelmesini sağlar.
Diyabet; Mantar tüketen insanlarda kan şekerinin düzenli olduğu görülmüştür. Uzmanlar yaptıkları deneyler sonucunda mantarın içeriğinde bitkisel şeker oranının bir çok bitkiye oranla daha fazla olduğunu görmüş ve tip 2 diyabet hastalarının düzenli olarak mantar tüketmeleri halinde şeker yükselmesi riski ile karşı karşıya kalmadıkları görülmüştür.
Kanser; Kanser hastalığının 3. Evresinden sonra kanserl hücreler çok hızlı bir yayılma gösterir. 3. Evreden sonra hastalık için yapılacak tek şey kanserli hücrelerin yayılım hızını azaltmaya yönelik tedavidir. Doktorlar bu konuda hastaların tüketebildikleri kadar mantar tüketmelerini söylüyorlar. Mantarın içinde yer alan polisakkaritler özellikle meme ve prostat kanserini önleme de çok etkilidir. Bu nedenle düzenli bi r şekilde mantar tüketmeliyiz.
Kalp ve damar hastalıkları; İçerdiği antioksidanlar ve demir ile kan basıncını düzenleyen mantar, kan basıncının artmasını önleyerek kalp damarlarının çeperlerinin sertleşmesini ve çatlayarak yırtılmasını önler. Damar sertliği hastalığı bulunan hastalar düzenli olarak mantar tükettiklerinde esnek damar çeperlerine sahip olurlar. Mantarın faydaları arasında kalp damarlarını koruması da sayılabilir.

Enerji; Vücudun ihtiyacı olan enerji, kırmızı kan hücrelerinin üretimine bağlıdır.. Kırmızı kan hücrelerinin üretilebilmesi için gerekli olan çinko ve manganez minareli ihtiva eden mantar vücudun enerji kaynağı olarak da düşünülebilir. Ayrıca demir içeriği ile kansızlık ve akdeniz anemisi hastalığı oluşumunu da engelleyen mantar halsizliği de ortadan kaldırır.

Antioksidan etkisi: Mantarın içeriğinde yer alan selenyum minareli serbest radikaller olarak adlandırılan toksinlerin oluşmasını engellediği gibi vücuttan atılmasını da sağlar. Vücudumuzun ihtiyacı olan selenyum miktarının % 13 ü mantar tarafından karşılanabilir.
Mantarın zararları
Mantarın faydaları kadar zararları da vardır. Bu zararlar içinde;

1 ) Bilinçsiz mantar tüketimi zehirli mantarların da tüketilmesine neden olabilir. Bu nedenle her bulduğunuz mantarı tüketmemelisiniz.

2 ) Mantarın fazla tüketilmesi ile kan içerisinde yer alan minarel oranı artacağı için kan basıncı artar. Kan basıncının artmasına bağlı olarak şiddetli baş ağrısı ve damar sertleşmesi oluşabilir.

3 ) Kararmış mantarların yenilmesi kültür mantarı olsa da sizi zehirleyebilir. Bu nedenle mantar seçerken mutlaka kararmamış taze mantarlar tercih edilmelidir.

4 ) Fazla tüketilmesi kan şekerinin artmasına neden olacağı için eker hastalarının fazla tüketmemesi gereklidir.

Devamını Oku...

Cranberry Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Adı ingilizce cranberry olan ve Cran – Turna, Berry – Yemiş anlamına gelen bir bitki olan turna yemişi bitkisi halk arasında kızılcık olarak bilinen yaban mersininin farklı bir türüdür. Turna Yemişi karadeniz bölgesinde yetişen bir tür olduğu gibi acı bir tada sahip olduğu için kurutulup tatlandırılarak yenilmektedir. Kırmızı renkli ve tatlandırılmış bir yemiş olduğu için özellikle şeker hastalarının yemesi tavsiye edilmez.

Cranberry bitkisinin yapısında bolca karbonhidrad, protein, ve çok az miktarda yağ asidi bulunurken çok lifli bir yapıya sahip olması, sodyum, potasyum, magnezyum, A 1 vitamini, B 1 vitamini thiamin, riboflavin, Niasin, C vitamini, kalsiyum, fosfor açısından çok zengin bir yapıya sahiptir. Bu kadar zengin bir içeriğe sahip olması bir çok hastalığa faydalı olmasını sağlar.
Cranberry Bitkisinin Faydaları
1 ) Taze meyve şeklinde tüketilen tuna yemişi bitkisi kan şekerini düşürerek şeker hastalığı oluşma riskini azaltır. Kandaki şeker oranını düzenlediği için şeker hastalarına taze meyve şeklinde tüketmeleri tavsiye edilir.

2 ) Kalsiyum açısından zengin olması nedeniyle kemik gelişimini olumlu yönde etkilediği gibi eklem sıvısının azalmasını önler ve romatizmal hastalıkların oluşmasını önleyerek iskelet ve kemik sisteminin sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlar.

3 ) Cranberry faydaları arasında hayati öneme sahip olan antioksidanların çok fazla olması kansere karşı vücudunuzu savunur, bağışıklık sisteminin güçlü olmasına katkı sağlar., hastalıklara karşı sizi korur.

4 ) A 1 vitamini ve C vitamini açısından çok zengin olması ağız içinde oluşan iltihaplanmaların önüne geçer. İltihap kurutucu özelliği ile 12 parmak bağırsağında oluşan yaraların iyileşme sürecini hızlandırması ile de bilinir.

5 ) Böbrek üstü bezleri ile böbreklerin sağlıklı çalışmasını sağlayarak enzimlerin sağlıklı bir şekilde sentezlenmesini sağlar. Böbreklerde kum oluşmasını önleyerek böbrek taşı oluşmasını önler.

6 ) İdrar yolları enfeksiyonu oluşmasını önlediği gibi idrar yollarında kist oluşmasını de engeller. Bu açıdan idrar yollarının sağlıklı olmasına katkıda bulunması nedeniyle doktorlar tarafından kurutulmuş şekilde tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

7 ) Omega 3 içeriği bakımından çok zengin olması günlük alınması gereken omega 3 miktarının doğal yollarla karşılanması açısından çok önemlidir. Hem uygun fiyatlı hem de doğal olması tercih sebebidir.

8 ) İdrar kaçırma mesane kasılmasını önleme konularında en doğal tedavi yöntemidir. Mesane kaslarının sağlıklı çalışmasını sağlar.

9 ) Kalp damar sağlığı açısından damar sertliği oluşumunu önlemesi ve damar tıkanmalarının önüne geçmesi nedeniyle kalbin normalden fazla yorulmasını önler. Bu açıdan kalp rahatsızlıklarında doktorlar tarafından taze meyve şeklinde tüketilmesi tavsiye edilir.

10 ) Lifli yapısı ile sindirim güçlüğü çeken hastaların sindirim sistemlerinin sağlıklı çalışmasını sağladığı için yeterli miktarda tüketilmesi sindirim enzimlerinin sağlıklı bir şekilde sentezlenmesini ve işlevini görmesini sağlar.

Cranberry Tüketme Yöntemleri
Cranberry bitkisinin meyvesi kızılcık ile aynı boyutlarda ve renkte olduğu için taze olarak tüketilebilir. Ancak taze meyve hali acı bir tada sahip olduğu için tüketmesi kolay değildir. Mecburi kalınmadığı sürece kurutulup tatlandırılmış halde tüketilmesi uygundur. Bu yolla tatlı bir yemiş gibi tüketebilirsiniz.

Cranberry Zararları
Cranberry faydaları kadar zararı da olan bir bitkidir. Kurutulmuş hali tatlandırıldığı için şeker hastalarına kurutulmuş haldeki turna yemişi yedirilmemelidir. Şekerin yükselmesine neden olabilir.

Bilinçsizce tüketilen cranberry bitkisi görme bozukluklarına sebep olabilir. Bu nedenle az miktarda taze meyve olarak veya kurutulmuş olarak tüketilmesi daha doğrudur.

Cranberry bitkisinin içinde yer alan strefavin maddesi vücuda aşırı alındığında bilinç kaybı oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle çok tüketilmemesi , düzenli ve az miktarda tüketilmesi gereklidir.
Devamını Oku...

Nanenin Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Nane doğa da kendiliğinden yetişebilen bir bitki olduğu için eski çağlardan beri şifacılar tarafından tedavi amaçlı kullanılmıştır. Alternatif tıp içinde kullanımı en fazla olan bitki nane olduğu için çok eski çağlardan beri kullanılmaktadır. Nefes açıcı özellikleri, A vitamini deposu olması, c vitamini açısından zengin olması, potasyum ve kalsiyum açısından zengin olmasının yanında omega 3 yağlarına sahip olması da bir çok faydası olmasını sağlamıştır. Günümüzde hasta olanlar için nane çayı ve nane limon çayı yapılması da geleneklerden gelen bir şifa bulma yöntemidir. Sağlık açısından nanenin faydaları şu şekilde sıralanabilir:

Nanenin 10 Faydası
Nane ferahlatıcı etkisi ile nefes açıcı bir bitki olarak bilinen nanenin faydaları arasında üst solunum yollarını rahatlatması da bilinir. Ayrıca burun tıkanıklığına ve burun içindeki mukus sıvısının sağlıklı bir şekilde oluşmasına da yardımcı olur.
Nane içerdiği asit oranı ile mide içinde oluşan sindirimi rahatlatırken bağırsaklarda oluşan sindirimde de katalizör görevi görür. Ayrıca sindirim sırasında salgılanması gereken sindirim enzimlerinin de sağlıklı bir şekilde görevini görmesini sağlayan bir bitkidir.
Nanenin ferahlatıcı ve rahatlatıcı etkisi ile baş ağrıları oluştuğunda bağ ağrısının hafiflemesini ve dinmesini sağlar. Ayrıca içerdiği sodyum ile kan dolaşımının sağlıklı bir şekilde oluşmasını sağlayan nane baş ağrısının hafiflemesini de bu özelliği ile sağlar.
Bir nefes darlığı rahatsızlığı olan astım hastalığının nöbetlerinde nane çayı içilmesi ve nane aromalı yiyecekler tüketilmesi astım nöbetlerinin sıklığını azaltırken nöbet sırasında nefes alış verişlerinizin rahatlamasını da nanenin faydaları arasındadır.
İçerdiği antioksidanların sayısının fazla olması güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmanızı sağlarken özellikle karaciğerinizde toplanmış olan toksinlerin temizlenmesine de yardımcı olur. Karaciğerinizin sağlıklı olmasını sağlayan nane, karaciğerin salgıladığı tüm enzim ve hormonların sağlıklı bir şekilde salgılanmasını sağlar.
Ciddi bir rahatsızlık olan depresyona karşı verilen anti depresif ilaçların etken maddeleri araştırıldığında nanenin güçlü bir etken madde olarak kullanıldığı görülecektir. Nane özellikle rahatlatıcı etkisi ile anti depresif ilaçların etken maddesi olarak da kullanılmaktadır.
Nane çayının düzenli olarak tüketilmesi hem vücuduna fazla kafeinin girmesini engeller hem de daha fazla rahatlatıcı bitki çayı içmeniz sizi hem rahatlatacak hem de kendinizi dinlendirmenizi sağlayacaktır.
Meme kanserine karşı içeriğinde bulunan antioksidanlar çok etkilidir. Özellikle meme kanseri tümörünün yayılmasını önleyen antioksidanları içermesi bayanların korkulu rüyası olan meme kanserinin yayılmasını da yavaşlatır. Aynı zamanda kansere karşı koruyucu özelliği bulunan nane sağlıklı olmanızı sağlar.
Nanenin ezilerek yoğurt ile karıştırılıp cilt maskesi yapılması cildin gözeneklerinin açılmasını sağlayarak hem toksinlerin cilt gözeneklerinden uzaklaştırılmasını sağlar hem de cildin beslenerek rahatlamasını ve sağlıklı beslenmesini sağlar.
Nane ağız sağlığını koruyan doğal bir antibiyotiktir. Ağız içinde biriken bakterilerin yok edilmesinde çiğ şekilde yenen yeşil nane çok etkili olduğu için diş ve diş eti sağlığı için diş macunları hep nane içerikli olarak üretilmektedir.
Nanenin Zararları
Nanenin faydaları kadar zararları da var. Bu zararları şu şekilde sıralayabiliriz:

Fazla tüketilen nane mide de asit oranını artırarak midenizin ekşimesine ve mide de sağlıklı bir sindirim oluşmasını önler. Ayrıca mide asit oranının artması mide zarının kanamasına neden olabilir.
Nane limon çok fazla içildiğinde ishale neden olacağı gibi bağırsaklarınızın sağlıksız olmasına da neden olur.
Gebelik dönemlerinde fazla tüketilen nane anne adayının hormonal dengesini bozacağı için dikkatli bir şekilde tüketilmelidir.
Devamını Oku...

Kinoa ile Zayıflayanlar

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Beslenmemizde önemli yer tutan tahıllardan pirinç ve buğdayın vücudun temel protein ihtiyacını karşıladıklarını biliyor muydunuz? Ancak bu tahılların üretimi konusunda son zamanlarda meydana gelen zorluklar doğrultusunda alternatif protein sağlayıcı bitkilere ihtiyaç duyulmaktadır. Gübre ve su problemi olmadan yetiştirilebilen, pirincin iki misli protein içeren ve çeşitli toprak formlarına uyum sağlayabilen Kinoa bitkisi mucizevi faydaları ile de tahıl alternatifimizi karşılayacak gibi görünüyor. Kinoa hem görünümü hem de tadıyla tahılı andıran ıspanakgiller familyasından bir bitkidir. Yaprakları tüketilebildiği gibi asıl zengin besin değerini tohumlarından alır. Güney Amerika’da And Dağları kökenli bir bitki olan Kinoa’nın bölgenin yerli halkı olan İnka’lar tarafından asırlar öncesinde kullanıldığı anlaşılmıştır. Kinoa için tahıl olmayan ancak tahıl gibi kullanılabilen önemli bir besin kaynağı diyebiliriz. NASA uzaya programlarında astronot besini olarak Kinoa tohumlarını kullanmıştır. Birleşmiş Milletler ise 2013 yılını Kinoa Yılı olarak ilan ederek bu bitkiye gereken önemin verilmeye başlanıldığını göstermiştir.

Kinoa Faydaları
Kinoa içerdiği yüksek Oranda Proteinin yanı sıra bütün temel Amino Asitleri de içermektedir. Aminoasitlerin, proteinleri oluşturan temel yapı taşları olduğu bilinmektedir. Vücudumuzun 20 Amino asit kullanması ve bunlardan sadece dokuzunu üretememesi, takviye hayvansal ürünler alınması gerektiğini göstermektedir. Esansiyel Amino asitler denilen bu dokuz Amino asiti Kinoa’da bulunan proteinler sayesinde alabiliriz. Filizlendirilmiş Kinoa tohumu, etten daha yüksek protein emilim gücüne sahiptir. Kinoa’nın vitamin, Mineral ve Lif, A, B, C, D ve K vitaminleri, kalsiyum, demir, çinko, magnezyum, fosfor içermesi ne kadar önemli bir besin olduğunu bizlere kanıtlamaktadır. İçeriğindeki lif kabızlığa, demir ise kansızlığa iyi gelirken, kalsiyum kemik ve dişleri güçlendirmektedir. Kinoa’nın cildi yıpranmaya karşı koruduğu ve yaşlanmayı geciktirdiği bilinmektedir. Doku yenileyici etkisi ile hücreleri de koruyan Kinoa kanser hastalığını da önlemektedir. Kalbi güçlendiren, bahar alerjilerine karşı destek sağlayan, adet sancısından diyabete ve yüksek tansiyona iyi gelen Kinoa için mucize denmez de ne söylenir?

Kinoa Zayıflatır mı?
Böylesine zengin içeriğe sahip bir bitkinin diyet ve zayıflama konusunda da faydaları araştırılmış olup, yağ oranı düşük olan Kinoa bitkisinin yüksek besin değerine rağmen kilo aldırmadığı, bunun nedeninin ise kolay hazmedilmesi sayesinde olduğu anlaşılmıştır. Bebeklerde ya da yaşlılarda kolaylıkla kullanılabilen bu besin, vejetaryenlere ve veganlara da çok değerli bir protein alternatifi olduğu bir gerçektir. Kinoa gluten içermez. Bu sayede çölyak hastaları da rahatlıkla Kinoa tüketebilirler. Türkiye’de yeni yeni tanınmaya ve tanındıkça tüketilmeye başlanılan Kinoa, şimdilik sadece büyük marketlerde bulunmaktadır. Türkiye’de genellikle Beyaz Kinoa tüketilmekte olup yüzden fazla çeşidi olan bu bitkinin ticari maksatla kullanılan kırmızı, siyah ve beyaz türleri en çok satılan türleridir. Yüksek miktarda protein içeren Kinoa bu sayede tüketene tokluk hissi vermekte ve kesinlikle kolesterol içermemektedir. İçerdiği oldukça zengin kalsiyum sayesinde metabolizmayı hızlandıran Kinoa aynı zamanda vücutta ödem oluşmasını da engellemektedir. Özellikle sporla uğraşanların ve diyet yapanların tüketmesi halinde vücutlarına gereken enerjiyi sağlamak suretiyle katkı yapmaktadır. Kas ve kemik gelişimini sağlaması ve hatta güçlendirmesinin yanında kilo aldırmadan vücudun besin ihtiyacının bir çoğunu karşılaması nedeniyle son günlerde diyet listelerinin vazgeçilmezi olmuştur.

Kinoa İle Zayıflayanlar
Doğal zayıflama ürünlerinde de kullanılan Kinoa ile şarkıcılar Gülben Ergen, Güllü, Jenifer Lopez, sağlık programlarının vazgeçilmez yapımcısı Zahide Yetiş gibi bir çok ünlü isim Kinao sayesinde kolaylıkla zayıfladıklarını belirtmişlerdir.

Kinoa Nasıl Kullanılır
Tadı ve kokusu pek baskın olmayan Kinoa, kendine has bir aromaya sahip olup son derece hafif ve lezzetlidir. Bulgurun ve pirincin kullanıldığı tüm yemeklerde rahatlıkla kullanılabilen Kinoa ile pilav, çorba, makarna yapılabilir, garnitür olarak kullanılabileceği gibi haşlanıp salatalara da konulabilir. Kinoa tüm sebze, et ve tavuk yemeklerinde, ve hatta kek, kurabiye ya da ekmeklerin içinde, sarma ve dolmalarda, yani mutfakta çok çeşitli kullanım alanına sahiptir. Kilo aldırmadan vücudun ihtiyaçlarını karşılayabilen bu mucizevi bitki ile çimlendirme yaparak çıkacak filizleri salatalarda ve soğuk mezelerde de rahatlıkla tüketebilirsiniz.

Kinoa Salatası Tarifi
Kinoaları pişirmeden önce suda bekletirsek hem acımsı tadı yok edecek hem de daha lezzetli olmalarını sağlayacağız. Özellikle kilo problemi olanların diyet listelerine Kinoa salatasını alarak bol bol tüketmelerini tavsiye ediyoruz.

Kinoa Salatası Yapmak İçin Gereken Malzemeler:

Yarım su bardağı Kinoa Tohumu
Çeyrek Avokado
1 tane orta boy Salatalık
2 tane Domates
Bir tutam Maydanoz
Bir tutam Dereotu
Yarım Limonun suyu
Bir çay bardağı Zeytin yağı
Çok az Nar ekşisi
Tuz
Karabiber
Kinoa Salatasının Yapılışı:

Kinoaları 15-20 dakika kadar suda beklettikten sonra 15-20 dakika kadar haşlıyoruz. Salata kasesine doldurduğumuz Kinoalara kıymış olduğumuz Dere otu ve maydanozları ilave ediyoruz. Salatalık ve domatesleri de doğrayarak salataya ekledikten sonra küp şeklinde avakadoları ve limon suyu, nar ekşisi, karabiber, tuz ve zeytin yağını ilave ederek güzelce karıştırıyoruz. Hem besleyici hem de kilo aldırmayan Kinoa salatamız böylece hazırlanmış oluyor.

Teşekkürler…

Yazımızı okuyarak vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz sizlerde kinoa kullanıcısıysanız, kinoa ile zayıflayanlar listesinde yer alıyorsanız yada kinoa hakkındaki olumlu veya olumsuz düşünceleriniz var ise lütfen sayfamıza yorum atarak görüşlerinizi bizlerle ve faydalari.com kullanıcılarıyla paylaşmanızı rica ediyoruz. Bilgi paylaştıkça çoğalır..
Devamını Oku...

Akgünlük faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Akgünlük, özellikle İç Anadolu’da yetişen ve birçok derde şifa olan sakızı ile bilinen bir tür ağaç olarak tanımlanabilir. Bitki, vücudun çeşitli bölgelerindeki ağrı ve kas kasılmalarını dindirici etkisiyle popülerdir. Akgünlük faydaları sayesinde bugün pek çok alternatif tıp doktoru tarafından hastalara önerilmektedir.

Akgünlük Hakkında Kısa Bilgi
Hindistan ve Afrika gibi sıcak iklime sahip ülkelerde yoğun olarak yetiştirilen Akgünlük ağacı, ortalama 8 metreye kadar ulaşabilen boyu ile oldukça dayanıklı ve uzun ömürlü bir bitkidir. Ağaçtan elde edilen sakız aroması ise akgünlük sakızı olarak isimlendirilmekte ve farklı birçok alanda başarıyla kullanılmaktadır. Bu sakızın üretim aşamalarında, ağacının gövdesi üzerine çeşitli çizikler atılarak açılan yarıklardan ağacın aromasının sızması sağlanır. Daha sonra havanın ve diğer dış faktörlerin etkisi ile ağacın dış kısmında kuruyan aroma kazınarak toplanır ve böylelikle akgünlük sakızı elde edilir.

Akgünlük Faydaları Nelerdir?
Akgünlük sakızı içerdiği birçok değerli organik asit ile modern tıpta sık sık tercih edilen bitkisel ürünler arasında yer alır. Ödem atıcı özelliğiyle bilinen bu sakız, vücudun çeşitli yerlerinde oluşan ağrı ya da sızı gibi sorunlarda büyük ölçüde iyileştiricidir. Cilt yüzeyinde meydana gelen ve uzun süre iyileşmeyen yaralarda, bu sakız sayesinde kısa sürede gözle görülür iyileşmeler sağlanabilir. Kurutma özelliği ile sıklıkla tercih edilen bu içerik, mide ağrılarında da alternatif tedavi yöntemi olarak kullanılabilir. Akgünlük faydalarına bakıldığında kekik ile karıştırılarak tüketildiği durumlarda dil tutulmasını çözdüğü gözlemlenmiştir. Tütsülenip de kullanıldığı zaman ise veba hastalığına karşı koruyucu bir teknik olarak uygulanabilir. Bulunduğu ortama hoş bir koku yayan akgünlük sakızı, hafıza güçlendirici özelliği ile en çok da ileriki yaşlarda oldukça faydalı olabilir.

Akgünlük faydaları saymakla bitmeyen doğanın en şifalı bitkilerindendir. Bu sakız ile mide ülseri problemlerinde, gastritte, nefes darlığı ve ses kısıklığında olumlu sonuçlar elde edilebilir. Öksürük sorunu olanlar her gün düzenli olarak bu sakızı tüketirlerse sıkıntılarının kısa sürede geçtiğini gözlemleyebilirler. İshale de çok iyi gelen akgünlük sakızı, idrar söktürücü ve iltihap giderici nitelikleri ile ülkemizde birçok hastalıkta tercih sebebidir.

Akgünlük Hangi Şekillerde Kullanılabilir?
Akgünlük sakızı tütsülenerek, macun, çay, krem ya da tonik şeklinde kullanılabilen oldukça kapsamlı bir içeriktir. Akgünlük faydaları arasında yer alan antiseptik etkisi sayesinde ciltteki yaraların üzerine macun şeklinde sürülebilir. Dıştan kolaylıkla uygulanabilecek bu yöntem ile kısa sürede yaraların kapanması ve toparlanması sağlanabilir. Macun olarak yara iyileştirmede kullanımının dışında mantar gibi cilt hastalıklarında da yine sorunlu bölge üzerine sürülmesi, bu rahatsızlıkların giderilmesinde çok etkilidir. Mide problemlerinde akgünlük sakızından faydalanmak isteyenlerin sakızı ısıtıp sulandırarak ve içerisine bir miktar bal atarak günlük şekilde tüketmeleri gerekir. Yine bir kap içerisinde ısıtılabilecek olan sakızın, ısının etkisi ile bırakacağı yağı tonik şeklinde sulandırılarak cilt temizliğinde tercih edilebilir ya da çay gibi demlenip içilebilir. Çay halinde tüketileceği durumlarda acı olan tadını içilebilir hale getirmek adına pekmez ya da bal yardımı ile tatlandırma işlemi yapılabilir.

Akgünlük Kullanımının Zararı Var mı?
Akgünlük sakızının kullanımının bilinen hiçbir zararı ya da yan etkisi yoktur. Ancak ciltteki yaralar üzerinde kullanılacağı durumlarda vücut yüzeyindeki yaraların kanamadığından emin olmak gerekir. Çünkü her ne kadar şifalı bir içerik olsa da, kanayan yara kolaylıkla iltihap kapabileceği için bu tür bir riske girmemek önemlidir. Bunun dışında bazı durumlarda akgünlük anne sütüne karışabileceği için, hamile ya da emziren bayanların doktorlarına danışmadan bu sakızı kullanmamalarında fayda bulunur.
Devamını Oku...

Isırgan Otunun Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Isırgan otunu üzerinde ince tüyler vardır. Cilde temas ettiğinde kaşındırır ve cilti tahriş eder. Yeşil ve taze ısırgan otuna dokunurken dikkatli olun, çıplak elinizle dokunmayın. İlk bahar aylarında yetiştirilir. Sonbahara kadar çiçek açabilir. Sadece ülkemizde değil, ısırgan otu dünya çapında tanınan ve aranan bir ot türüdür. Taze, kuru, ısırgan kökü ve yağı, kapsül olarak da tüketilebilir. Ayrıca kremi de bulunmaktadır. Isırgan otunun kökü ve yaprakları vücutta farklı etkilere yol açar. Kendiniz toplayacaksanız çiçeklerini ilkbaharda; yapraklarını yaz ayında ve köklerini sonbaharda toplayın. Aktarlardan da alabilirsiniz. Hazır paketlenmiş halde de bulunur. Kullanmadan önce iyice araştırın ve bir uzmandan kullanım şekli ve ölçüleri için yardım alın. Şifa dağıtan bir bitkidir bu yüzden ilaç sanayisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır.

Isırgan otunun içinde; potasyum tuzları, formik ve organik asitler, histamin; A, C ve D vitaminleri bulunur. Suya karışan bu vitaminler vücutta daha çabuk etkisini gösterir.
Basur sorunu yaşayanlar için; bir avuç ısırgan otunu az miktarda suyla haşlayın. Isırgan otunun sezonluk olmasına dikkat edin. Lapa kıvamına gelince ılımaya bırakın. Bir tülbente ılık olarak sarın. Basurlu bölgeye yerleştiriniz. 10-15 dakika bekeyin. Birkaç gün tekrarlayın. Rahatlayacak ve basurdan kurtulacaksınız.
Eklem ve diz ağrıları için birinci yöntem; bir demet ısırgan otunu suda 10 dakika haşlayın. Ilıyınca ısırgan otunu ağıran bölgeye koyu ve bandajla sarın. Soğuduktan sonra çıkartın ve bölgeyi sıcak tutun. Isırgan otu ağrıyı çekecek, hafifletecektir. Ağrıyan bölge sıcağa mı soğuğa mı hassas öncesinde mutlaka bunu tespit edin, sonra kürü uygulayın.
Romatizma hastalığında da şifa verici diğer yöntem ise; ısırgan otunu suyla 5 dakika kaynatın. Ilıdıktan sonra ağrılı bölgeye masaj yaparak uygulayın. Uygulama sonrası bölgeyi sıcak tutmalısınız.
Saman nezleniz varsa; yukarıdaki ölçülerde ısırgan otu çayı demleyin ve ılık tüketin. Hapşırık ve öksürüğünüze iyi gelecektir. Solunum yolunuzu rahatlatacaktır. Hastalıktan kaynaklanan öksürük, bronşit, tıkanıklık gibi belirtilerinin azalmasında etkilidir.
Kış günlerinde direnciniz düşükse bir bardak ılık ısırgan otu çayı için. Metabolizmayı güçlendirir.
Isırgan otu kökünden üretilen, ısırgan yağı üzerine bilimsel incelemeler nasıl sonuçlanmış; bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücudun kan hücresi yapmasını sağlar.
Anemi tedavisinde kullanılan ilaçların etkini arttırmak için -doktorunuz danışarak-ısırgan otu çayı kullanılabilir. Hemoroit hastalığına da şifa olmaktadır.
Böbrek ve mesana kum ve taşlarının oluşunu engeller.
Kum dökmek ve vücuttaki taşlarda kurtulmak için; ısırgan otunun yaprakları, kök ve tohumlarından karışım hazırlanır. Demlenen ısırgan çayı düzenli olarak içilir. Karışımdan yararlanmadan önce doktorunuza ya da bir uzmana danışınız. Kullanılan ilaçların ve ısırgan çayının etkisi kişilere göre değişebilir.
Düzenli olarak ısırgan çayı tüketen bayanlarda, kadın hastalıklarına faydalıdır. Menepoz döneminde içilince kişiyi rahatlatır. Regl döneminde kan akışını düzene sokar. Kasık ağrısına ve kişide görülen gerginliğe iyi gelmektedir.
Kullanım şekli ve faydası kişilere göre değişmektedir.Mutlaka uzman ya da doktorunuza danışarak uygulamaya geçin. Hamillik döneminde bitki çayı önerilmez, tüketmeyin. Lohusalık döneminde ısırgan otu çayı içilebilir. Günde iki bardaktan fazla tüketmeyin. Yemeklere baharat olarak ilave edilebilir. Annenin uykusuzluğuna ve gerginliğine iyi gelir. Hem şifasından hem de süt artırıcı etkisinden yararlanılabilir.
Bilimsel olarak çocuklarda intihap kesici ve idrar sökücü etkisi kanıtlanmıştır.
Kurutulan ısırgan otunun yaprakları cilt sorunlarında da etkilidir. Özellikle akne ve cilt lekelerinde harici kullanılır. Yapraklarından elde edilen yağ ciltteki yara izleri ve sivilceler için tonik olarak kullanımı faydalıdır.
Cilt üzerindeki etkisi için; kremini de kullanabilirsiniz.
Isırganın yaprakları, çiçeği ve kökünü suda kaynatın ve cam şişeye süzün. Buzdolabında muhafaza edin. İhtiyaç halinde makyaj temizliği için kullanabilirsiniz. Yaşın ilerlemesiyle gelen cilt lekelenmelerine de iyi gelecektir.
Su çiçeği, egzama ve böcek ısırmasından kaynaklanan izler için; ısırgan otunun yaprakları hakiki yağ karıştırılır. Zarar gören bölgeye sürülürken masaj yapılır.
Yanık yaraları azaltmak ve deri yanıklarını tedavi etmek için; ısırgan yaprakları şifalıdır.
Sakinleştirici özelliğinden kozmetik firmaları da faydalanır. Şampuan ve sabun üretilir.
Saç dökülmesini engellemek için; ısırgan otunun yaprakları su ile kaynatılır. Saç her zamanki yöntemle temizlenir. Isırgan yapraklı su süzülür ve ılık suyla saç durulanır. Saç derisi de saç kökleri de kuvvetlenir. Durulama işlemi uygulandıktan önce veya sonra ısırgan çayı da içilebilir. Vücut hem içeriden hem dışarıdan desteklenir. Isırgan otu etkisini daha kısa süre de gösterir. Kepekli saçlarda düzenli kullanılınca kepeği azaltır.
Dökülen saçların çıkmasını destekler; ısırgan yaprakları silis ve kükürt açısından oldukça zengindir. Saçı temizleyin. Dökülen kısmı keseleyin. Kan akışı hızlanacaktır. Daha sonra ısırgan yapraklarının demlendiği suyla durulayın. Aynı şekilde çayını da tüketebilirsiniz. İki uygulamayla verimli sonuçlar alınabilir.
Bazı uzmanlar saçı kuvvetlendirmek ya da yeniden çıkmasını sağlamak için tedaviye ek olarak ısırgan otu kapsülü önermektedir.
Prostat hastalıkları için; aynı ölçülerle ısırgan çayı demlenip içilmesi tavsiye edilir. Tedaviye ek olarak kullanılabilir ve uygulama öncesi doktorunuza bilgi verin.
İdrar yolu enfeksiyonu için de ısırgan çayı etkilidir.
Isırgan otu içinde demir vitamini de vardır. Böylece kan yapıcı özelliği ortaya çıkar. Taze ısırgan otlarından yapılan çorbanın, kan hastalıklarına iyi geldiği bilinir. Özellikle Karadeniz bölgesinde ısırgan çorbası yapılır.
Isırganın içindeki mineral ve vitaminler sayesinde vücudun kan dolaşımını artırır. Enerji verir.
Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına faydalıdır. Isırgan çayı içilerek tüketilebileceği gibi gargara yaparak da kullanılabilir.
Sigara içenlerde görülen ağız kokusu, boğazda hırıltısını ve sigaranın verdiği zararları azaltır. Isırgan otunun tohumu mikropları kırıcı özelliktedir.
Kanser tedavisinde de doktor bilgisi dahilinde ısırgan çayı içilebilir.
Sindirim sistemindeki oluşacak hasarlara karşı kalkan görevi görür. Sindirimi kolaylaştırır.
Isırganın tohumu bağırsakları temizler. Böylece şişkinlik ve gaz şikayetlerinizi azaltır. Kabızlık şikayeti varsa ısırgan çayı aç karnına içilmelidir.
Cinsel isteksizliği şifa veren ısırgan otu tohumu çayı demlenerek ılık tüketilir. Bitkinlik ve kuvvetsizliğe iyi gelir.
Antibakteriyel özelliğinden dolayı tekstilde, boya sanayisinde kök boya olarak kullanılır.
Hiçbir rahatsızlığınız olmasa da şifa niyetine denemenizi öneririm. Özellikle bahar aylarında filizlenir. Bu zamanlarda 1 hafta boyunca sabahları aç karnına ve gün içinde 1 bardak için. Taze yapraklarından çay yapın. Kürü uyguladığınızda nasıl rahatladığınız göreceksiniz.
Isırgan çayının kokusu rahatsız ederse içine biraz nane ya da papatya ekleyin. Böylece kokusunu değiştirebilirsiniz.
Isırgan otunun yapraklarındaki; mineral tuzlar, bitki asitleri, C vitamini, demir, flovan bulunur.
Bitkinin köklerinde ise; sterolen, lignin ve steril glikozit vitamin ve mineralleri vardır.
Bitkiden yağ da elde edilir. Yağının içinde; proteinler, musilaj, karotenoid ve klorofil mevcuttur.
Isırganın otunun farklı şekilde çayları yapılabilir, bunlardan bazıları:
Isırgan otu çayı hazırlarken; 1 bardak sıcak suya 1 çay kaşığı kurutulup ufalanmış ısırgan otu ekleyin. 10-15 dakika demlenmesini bekleyin ve ılık tüketin. Çayı en az 10 dakika demleyin. DİKKAT ! Kısa süreli demleme bazılarında boğaz kaşıntısı ve mide ağrısı yapmaktadır. Önce az miktarda vücudunuzun verdiği tepkiyi gözlemleyin. Unutmayın ki her vücuda etkisi değişebilir.
Isırgan otu çayı; 1 su bardağı kaynak suya bir tutam taze ısırgan yaprağı eklenir. 10-15 dakika demlenir ve süzülür. Ilık olarak aç karnına ya da öğün arasında şifa niyetine içilebilir.
Isırgan otunun kök çayı; ısırgan tohumlarını güzelce ezin, toz kıvama getirin. Bir miktar suda kaynatılır. 10-15 dakika bekletilir. Ilık halde içilir.
Isırgan otunun kök çayı; soğuk suyun içine bir tutam ısırgan kökü atın. 5-6 dakika kaynatın. 10-15 dakika dinlenmeye bırakın. Süzün ve soğuk olarak faydalanın.
Devamını Oku...

Biberiyenin Faydaları

Yazar Ahmet Girgin 0 yorum
Çalı cinsinden bir ot olarak bilinen ve her mevsimde yeşil kalma özelliği gösteren biberiye, sofralarımızda baharat olarak kullandığımız bir bitkidir ancak insan sağlığı için birçok faydası ile de detaylı bir şekilde öğrenilmelidir. İğne biçimli yapraklara sahiptir. İçeriğine bakıldığında acı taneleri, yağ dokusunu ve glikozu görmek mümkündür.

Biberiyenin Faydaları Nelerdir?
Kilo Verme Konusundaki Faydası: Hem tüketimi hem de yağının kullanımı ile kilo verme ve selülitleri giderme konusunda ciddi faydaları bulunur. Biberiye bitkisini taze olarak tüketmek ya da çayını hazırlamak, ciddi bir iştah kesici özellik sağlar. Bununla birlikte biberiye yağının selülitli bölgelere sürülmesi ve streç film ile 10 dakika kadar bekletilmesi de cilt açısından faydalıdır. Diyet yapanlar mutlaka biberiyeden bu anlamda faydalanmalıdır.

Kanserle Mücadelede Faydası: Biberiyenin içerisinde bulunan karnosal maddesi, bugün kanserle mücadelede yapılan çalışmalarda sıklıkla kullanılan bir türdür. Meme kanserinden kolon kanserine, prostat kanserinden lenf kanserine kadar birçok kanser türünde iyileştirici etkiler sağlamış ve %76 oranında kanseri engelleyici bir etkisi olduğu kanıtlanmıştır.

Hafızaya Olan Faydası: Biberiyenin hafızayı güçlendirme açısından büyük faydaları bulunur. Alzheimer hastalıklarının tedavisinde de kullanılan biberiye, beyin ve sinirsel gelişimi büyük ölçüde destekleyen bir bitki türüdür. Hafıza problemi yaşayanlar bol miktarda tüketebilirler.

Migrene Olan Faydası: Migren sorunu çekenler ve bitkisel bir tedavi seçeneği arayanlar biberiyenin mucizevi etkisinden faydalanmalıdır. Biberiye ile kaynatılmış bir suyu yaklaşık 10 dakika yakından soluyarak baş ağrısını dindirebilirler.

Ağrı Kesici Olarak Faydası: Sadece baş ağrısında değil, vücut ve eklem ağrılarında da çok iyi gelen biberiye ile masaj yapılması önerilir. Ağrıyan bölgelere biberiye yağının iyice yedirilmesi ve yatmadan önce bir bardak biberiye çayı içmek ağrı kesici bir etki sağlar.

Enfeksiyon ve Alerjilere Olan Faydası: Ciltte oluşan alerjik reaksiyonlar, yaralardan dolayı meydana gelen enfeksiyonlar için de biberiye ve yağı iyileştirici bir etki sağlar.

Mide Hastalıklarına Olan Faydası: Taze biberiye tüketimi ya da çayının her gün içilmesi, mideyi spazm ve kramp gibi problemlerden korur. Aynı zamanda ülser, reflü ve gastrit tedavilerinde de biberiye kullanımı önerilir.

Bağışıklık Sistemine Olan Faydası: Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkili olan biberiye sayesinde vücut direnci artar ve hastalıklara karşı bir koruma kalkanı etkisi yaratır. Bu nedenle erken yaşlardan itibaren biberiye tüketimi desteklenmelidir.

Biberiyenin Saç Sağlığına Faydası: Saç dökülmelerinde biberiye tüketimi sıklıkla önerilir. Hatta biberiye ile yapılan doğal saç şampuanları faydalı olacaktır.
Biberiyenin Faydaları Kısaca
İştah kesici etki sağlar.
Mide hastalıklarına iyi gelir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Saç dökülmelerini engeller.
Kansere karşı direnç kazandırır.
Migrene karşı kullanılabilir.
Doğal bir ağrı kesicidir.
Hafızayı güçlendirir.
Enfeksiyon ve alerjik reaksiyonları iyileştirir.
Selülitleri giderir.
Biberiye Yağının Faydaları
Biberiye yağı selülitlerin azaltılmasında ciddi etkiler gösteren bir yağ türüdür. Aynı zamanda cildin sıkılaşmasını ve gençleşmesini de destekler.
Vücut ağrılarını dindirmek için masaj yolu ile yedirilmesi ve bir süre vücutta bekletilmesi çok faydalı olacaktır. Doğal bir ağrı kesicidir.
Gargara olarak da kullanılabilen biberiye yağı, kötü ağız kokusunu engeller. Daha ferah ve taze bir nefes sağlar.
Saç derisini güçlendiren ve saç tellerine parlaklık kazandıran biberiye yağı, saçlara sürülerek bir süre bekletilmelidir.
Biberiyenin Zararları
Epilepsi hastalarının biberiye kullanılması önerilmez. Çünkü beyin ve sinir dokularında yüksek derecede uyarılma sağlar. Tansiyon hastalarının ve hamilelerin de mutlaka doktora danışarak kullanması gerekir. Keskin kokusundan dolayı kapalı bir alanda çok fazla bekletilmesi, astım hastaları için sorun oluşturabilir.
Devamını Oku...